Önce İnsan Sonra Haber

Prof. İlber Ortaylı: Ortadoğu'nun İsviçre'siydi..

Bankacılık ve dünya ticaretinin bütün kilit noktaları oradaydı. Bu mutluluk devam ettikçe mesele yoktu ama 1960’larda başka akımlar ortaya çıktı.

Dünya 28 Kasım 2022 Pazartesi / 2 ay önce
Prof. İlber Ortaylı: Ortadoğu'nun İsviçre'siydi..

Ekleyen: Kozmiktürk

Prof. İlber Ortaylı Hürriyet'teki köşesinde geçmişte refah ülkesi olan Lübnan'ı yazdı. İşte o satırlar:

Lübnan; yani Fenike bir deyimiyle de Medyen diyarı, Akdeniz’in en üst ülkelerinden biri. Bugün yaşadığımız medeniyetin önemli bir kısmını Fenikelilere borçluyuz. Kullandığımız camdan, gemiciliğimizden, birçok kimyevi maddelerden, kumaş sanayiinden tutunuz da ticari pratiğe kadar. Akdeniz’in kökeni Fenike alfabesi, o da bir Sami dil alfabesi... Bu aynı zamanda Akdeniz’in limanlarındaki yarı korsanlık ve köleliği de yaşatan bir medeniyetti. Bugün Atlas Okyanusu’na kadar uzanan Cádiz Akdeniz’in her tarafındaki eski şehirler (Kartaca, Leptis Magna, Malta adasının belirli yerleri) bu ırkın eseridir.

Lübnan, Arap dünyası içinde Hıristiyanlığı ilk benimseyen ve bugüne kadar koruyan da bir Cumhuriyet’tir. Hiç şüphesiz ki renkli bir halktır. Aynı âdetleri, aynı ruhu benimsemekle birlikte din farkı onların tarihinde çok büyük çatışmalara da neden olmuştur.

400 SENELİK TÜRK İDARESİ

Osmanlı devrinde Yavuz Sultan Selim Han’ın fethinden beri Lübnan 400 sene boyunca Türk idaresinde kaldı. Birinci Cihan Harbi’nden sonra Fransız mandası kontrolüne geçti. Manda yönetimi Lübnan’da zaten var olan Fransız kültürünü ve Fransızca düşkünlüğünü geliştirdi ve Lübnan’a eski statüsünü verdi; yani Osmanlıların en başta Keçeçizâde Fuad Paşa’nın, Cevdet Paşa gibilerin Cebel-i Lübnan Nizamnamesi’yle verdiği statüyü; çok milletliliği.

Cebel-i Lübnan ve aşağıda da Beyrut Vilayeti bu ülkeyi oluşturuyordu. 1940’lardaki uzlaşma ve kuruluş çalışmaları bu anlaşma üzerindedir. Cumhurbaşkanı Hıristiyan, Başbakan Sünni olacak. Meclis Başkanı ona göre bir başka gruptan olacak. Şiilerle Dürzilerin payı aynı olacak. Her kalabalık cemaatin bir ya da birkaç bakanlıkla temsiline dikkat edilecek. Mahalli meclisler Lübnan Parlamentosu’nda buluşacak.

ORTADOĞU’NUN İSVİÇRE’SİYDİ

Lübnan, Ortadoğu dünyasının İsviçre’siydi. Bankacılık ve dünya ticaretinin bütün kilit noktaları oradaydı. Bu mutluluk devam ettikçe mesele yoktu ama 1960’larda başka akımlar ortaya çıktı. Bugün Lübnan uzun ve yıkıcı bir iç savaştan sonra yeniden kurulma çabasında. Ne var ki yeniden kurulmanın böyle bir atmosfer içinde gelişebileceği şüpheli. Nitekim Lübnan’ın Marunileri ve Cebel’deki Dürziler; yani Osmanlı devrinde birbiriyle çatışan iki ayrı dinin, iki ayrı ırkın temsilcileri bir araya geliyor.

Arapça konuşmalarına rağmen kendilerini Arap hissetmedikleri de çok açık. Şimdi bir araya gelip Cünye başkent olmak üzere Cebel’i kapsayan mutlu bir Cumhuriyet kurma iddiasındalar. Eğer bu devam ederse istedikleri gerçekleşebilir. Bilmiyorum, bu kadar sıkıntılı geçmiş kendilerinin de dahil oldukları bu kavga onlara bunu sağlayabilecek mi? İyi olan şeyin yaşaması herkese yararlıdır. Mutlu ve işe yarayan Lübnan’ın varlığı etrafa da yarar sağlar. Aksi ise ortalığı bulandıran bir rejim haline dönüşebilir.

SEDİRLER ÜLKESİ

Üçüncü Fransız Cumhuriyeti’nin ve Nazi Almanyası’nın etkisiyle ortaya çıkan dünyada 1943’te kurulması bir oldubittidir. Hiç şüphesiz ki bugünlerde 79. yılını kutladığımız bu vaka hâlâ Sedirler Ülkesi’ne bir barış ve sükûn getirmiş değil. İdarede, iktisadi hayatta bilginin ve başarının yanında akıl dışı davranışlar da rol alıyor. Bu, Ortadoğu için olumsuz bir gelecek gibi görünüyor. Ama galiba tarihin eski medeniyetlerinin çocukları yakın gelecekte pekâlâ kendi geleceklerini toplayabilecekler.