Önce İnsan Sonra Haber

14 Mayıs’ta attaya göndermek bizim için görevdir..

Buraya gelebilmek, o kadar baskıya, tehdide, bedele rağmen bu salonu şereflendirmek çok büyük gurur kaynağı.

Gündem 23 Ocak 2023 Pazartesi / 2 hafta önce
14 Mayıs’ta attaya göndermek bizim için görevdir..

Ekleyen: Kozmiktürk

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Şanlıurfa’da bir vatandaşın SMA’lı çocuğu için yardım istemesi üzerine, “İki milyon doları bulamayan bu ülke, vermeyen bu ülke, ama ama ama pudracılara para bulan bu ülke! Beş, on, on beş maaş alan, teknelerinden, 25 yaşını aşmamış, yayıla yayıla sosyal medyadan fotoğraf paylaşan şımarık AK Partililerin çocukları. Hani dindar nesildi ya… Gitmiş. Tuhaf pantolonlarla beş bin dolarlık kıyafetlerle, bin dolarlık ayakkabılarla, bu kadar iğrenç kim bilir kaç bin dolarlık kolyeleriyle tuhaf tıraşlarıyla, sakallarıyla sizin gibi atanamamış gençleri, senin gibi gencecik çocuğunun ölümünü izleyen babaları görmeyen, dili lal olmuş, kulağı sağır olmuş bu insanların her birini 14 Mayıs’ta attaya göndermek bizim için görevdir. İnşallah hep beraber göndereceğiz… 14 Mayıs’ta yapılacaksa Cumhurbaşkanlığı seçimi ben de buradan ilan ediyorum ki 13’üncü Cumhurbaşkanı Millet İttifak’ının adayı olacaktır” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bugün Şanlıurfa’da İYİ Parti İl Kongresi’nde “Ağam olasan, paşam olasan, Başbakanım olasan. Elif gibi dimdik lider Meral Akşener. Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” sloganlarıyla karşılandı. Akşener, kongrenin yapıldığı Mehmet Akif İnan salonuna, AKP’den istifa ederek İYİ Parti’ye katılan eski Tarım Bakanı, Başdanışman Ahmet Eşref Fakıbaba ile birlikte geldi.

Kongrede konuşan Fakıbaba, Şanlıurfa için siyasete girdiğini anlatarak; “Urfalının gönlünde bir yeriniz yoksa, memleketinizdeki haksızlık ve adaletsizlikler için bir şey yapamıyorsanız hiçbir makamın önemi yoktur. Ben sırf bu sebeple milletvekilliğinden bile istifa ettim. Şimdi yüreği bu millet için atan, gönlünde halkımızın muhabbeti olan, kararlı bir genel başkan ile halkımıza en iyi hizmeti verebilmek için yol arkadaşlığı yapıyoruz ve gurur duyuyorum” dedi.

Akşener’in kendisine güvendiğini söyleyen Fakıbaba, “Ben de Urfa’ma ve Urfalı kardeşlerime güveniyor ve inanıyorum. Bugün seçilecek olan yeni il başkanımıza ve ekibimize başarılar diliyorum. Takım ruhuyla çok başarılı işler yapılacağına yürekten inanıyorum. Eninde sonunda iyiler kazanacak” dedi.

AKŞENER: BURAYA GELEBİLMEK, O KADAR TEHDİDE, BEDELE RAĞMEN BU SALONU ŞEREFLENDİRMEK ÇOK BÜYÜK GURUR KAYNAĞI

Akşener, “Dik dur eğilme bu millet seninle” sloganı atan gençlere hitaben; “Siz eğil eğil deseniz bile eğilemeyecek bir hazirun var burada, bazen istesek de yapamıyoruz” sözleriyle kongredeki konuşmasına başladı. İYİ Parti’nin kalıcı olması gerektiğini belirten Akşener, “Buraya gelebilmek, o kadar baskıya, tehdide, bedele rağmen bu salonu şereflendirmek çok büyük gurur kaynağı. Belki de siz gençler yarın herhangi bir sınava girdiğinizde bu kongrede bulunduğunuz için karşınıza bu kongrede bulunmanızın çıkaracağı bir engelle karşılaşma korkusunu, endişesini dahi bir kenara koyarak buradasınız, ben sizinle gurur duyuyorum” diye konuştu.

Salonda asılmış olan Şanlıurfa 2’inci Olağan İl Kongresi yazısını okuyan Akşener, şöyle devam etti:

“O GÜNÜN AK PARTİ’NİN EN BÜYÜKLERİNE, EN AĞALARINA BİZZAT GİTTİM SÖYLEDİM, ‘YAPMAYIN, ETMEYİN, BU SİZİ VURACAK’ DEDİM, DİNLENMEDİLER”

“Biz bu yola çıkarken nelerle karşılaştık. 2010 referandumunda ‘hayır’ için çalıştık. Ben kendime Güneydoğu’yu seçtim çalışma alanı olarak, buralarda esnaf gezdim ‘hayır’ın verilmesini Türkiye için ne kadar hayırlı olacağını anlattık. Başaramadık. ‘Evet’ çıktı anayasa değişti, toplumun önemli bir kesiminin hiçbir bilgisi olmadan anayasa değişikliği yaptı. O günün AK Parti’nin en büyüklerine, en ağalarına bizzat gittim söyledim, ‘yapmayın, etmeyin, bu sizi vuracak’ dedim, dinlenmediler. Sonuç itibariyle vatandaşı yanılttılar ve 15 Temmuz kalkışmasına yol açan, Türkiye’yi çok derinden sarsan, yara açan bir sonuçla o referandum Türkiye’yi karşılaştırdı.

“SAYIN ERDOĞAN’IN 36 BİN İMZA ATMASI GEREKTİĞİ, YANİ TÜRKİYE’NİN O KADİM DEVLET ANLAYIŞININ YOK EDİLDİĞİ BİR UCUBE SİSTEMLE KARŞI KARŞIYA KALDIK”

Siz devleti sokaktan topladınız. Siyasiler bozdu, millet topladı. Siz millet olarak devleti köprüden topladınız getirdiniz, onun için Allah bin kere razı olsun. Sonra 2017 referandumu geldi, bugün mücadele etmeye gayret ettiğimiz bu ucube sistemi ortaya koyan, milletvekilinin kıymeti harbiyesinin kalmadığı, seçmenin derdini anlatamadığı, kurumların ortadan kalktığı, bu kerim devletin bütün o kapsayıcılığının ortadan kalktığı, liyakatsiz, şımarık bir güruhun ülkeyi parmağının ucunda oynattığı, milletin maraba, saraydakilerin ağa olduğu, daha da ilginci bir haftada Sayın Erdoğan’ın 36 bin imza atması gerektiği, yani Türkiye’nin o kadim devlet anlayışının yok edildiği bir ucube sistemle karşı karşıya kaldık.

“MARDİN’DE VALİ SOKAKTA GEZMEMİZİ YASAKLADI, ANTEP’TE ÇÖP KAMYONLARINI ÖNÜMÜZE DİZDİLER”

2017, bugün bu salonu birlikte, beraber karşınızda olmamızı sağlayan dönemdir. 43 il gezmişim, o illerin birçoğunda salon bulamadık. Kendi şehrimde yaptığımız toplantı basıldı. Kütahya’da mesela salon bulamadık, düğün salonu…Bir başka şehrimizde salonu bulduk, son dakika iptal edildi, salonun otoparkına gittik, orası da basıldı. Siz, bu ülkenin kaderini değiştirenlersiniz. Urfa’ya, Kilis’e, Bitlis’e, Mardin’e geldiğimde nasıl gezmiştik? Mardin’de vali sokakta gezmemizi yasakladı, Antep’te çöp kamyonlarını önümüze dizdiler.

“DEDİ Kİ; ’73 YIL SONRA BU MALUM ZİHNİYETTEN KURTULACAĞIZ…’ İNSAN 100 SAYFA TARİH KİTABI OKUR”

Bugün ise 14 Mayıs’ta bir seçim ilanı yapıldı. Yarın resmisi olur mu bilemem onu göreceğiz ama Sayın Erdoğan 14 Mayıs’ta bir seçim yapacağını ilan etti. Dedi ki; ’73 yıl sonra bu malum zihniyetten kurtulacağız…’ İnsan 100 sayfa tarih kitabı okur, hatıra kitabından 100 sayfa okur. Yıl 1946, Demokrat Parti seçime girer ve o seçimde açık oy gizli tasniftir, buna rağmen Demokrat Parti, Meclis’te grup kurar. 1947’de kongrelerinde bir karar alır Demokrat Parti, rahmetli Bayar başkanlığında, bir Hürriyet Beyannamesi yayınlarlar, derler ki ‘Cumhurbaşkanı var olan partinin genel başkanı olamaz ya bunu düzelteceksiniz ya biz sine-i millete döneceğiz.’ Rahmetli İnönü kendi isteğiyle partinin başından ayrılır bütün bağlarını keser, sadece Cumhurbaşkanı olur ve 1950’de de Demokrat Parti tek başına seçimi kazanır.

“BUGÜN 73 YIL SONRAYI KENDİNİZ YAŞATIYORSUNUZ, BİZ ONU DEĞİŞTİRECEĞİZ 14 MAYIS’TA. MAYISLAR BİZİMDİR”

Seneler boyunca bu arkadaşlar bağıra bağıra gezdiler. Bugün nedir durum? Bugün 14 Mayıs’ta 1946’yı hatırlıyoruz biz. İşte böyle beş maaş, on maaş, kifayetsiz danışmanlarla çalışır, siyasi tarihimizi bilmeyen, bizi bilmeyen, bu milletin millet iradesine el sürüldüğünde nasıl bir tokat attığından haberi olmayan muhterem övüne övüne… Bugün 73 yıl sonrayı kendiniz yaşatıyorsunuz, biz onu değiştireceğiz 14 Mayıs’ta. Mayıslar bizimdir, yaşasın hürriyet kahrolsun istibdat diyorum.

Bugün 13’üncü Cumhurbaşkanı Millet İttifakı’nın adayı olacak diyebiliyorsak, sebebi sizsiniz çünkü İYİ Parti’yi kurdunuz ve o günden sonra Türkiye’de her şey değişti. Umudun adıdır İYİ Parti. Urfa’ya biz erken geldik, iş insanlarıyla bir toplantı yaptık, Urfa’yı çalışarak geldik. Birinci öncelik olarak darmaduman edilmiş Urfa ekonomisini gördük, bunun önemli bir ayağının da dış politikadaki yanlışlıklar olduğunu gördük.

“İSVEÇ HÜKÜMETİNİN BUNA FİKİR HÜRRİYETİ ÇERÇEVESİ İÇİNDE İZİN VERMESİNİ EN ŞİDDETLİ BİÇİMDE KINIYORUM, BUNU YAPMAYA KALKIŞANLARI DA AHLAKSIZ VE ŞEREFSİZ İLAN EDİYORUM”

Dün İsveç’te büyükelçiliğimizin önünde kutsal kitabımız Kuranı Kerim’i yakmaya çalıştı, bir grup vandal, şerefsiz, ahlaksız. Bununla ilgili her türlü tedbiri bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kabinesi almak zorundadır, ne gerekiyorsa yapmak zorundadır. Ortada bırakılamaz bu, bugüne kadar hangi dinden olursa olsun insanların kutsal bildiği bir kitabı yakmaya kalkışmak, Kuranı Kerim’i orada yakmaya çalışmak ve İsveç hükümetinin buna fikir hürriyeti çerçevesi içinde izin vermesini en şiddetli biçimde kınıyorum, bunu yapmaya kalkışanları da ahlaksız ve şerefsiz ilan ediyorum. İktidar partisine düşen bu eylemin sonuçlarını İsveç hükümetinin ödemesini sağlatmaktır. Biz her böyle önemli seçimlere gittiğimizde de başka başka bir şeyler oluyor. Onlara karşı hepimizin dikkatli ve uyanık olması lazım.

Dış politikanın Urfa’ya etkileri…Bakın biz coğrafyayı ekonomik coğrafya olarak tanımlıyoruz. Birinci derecede sınırdaşlarımızın ortaya koyduğu ekonomik değer 7 trilyon dolar. Bunu Mısır’ı, Türk dünyasını, Avrupa Birliği’ni ilave edin 21 trilyon dolar. Sayısını devletimizin yönetenlerin söyleyemediği sayıda Suriye’de doğmuş, büyümüş göçmen kitlesiyle karşı karşıyayız. Dün akşam söylenen Urfa’da 800 bin Suriyeli göçmenin olduğu, Kilis’te 200 bin…Hakkında hiçbir bilgiye sahip olmayan Türkiye Cumhuriyeti var. Önce ‘kardeşim Esad’dı’ sonra kızdı, dış politika beni seviyor sevmiyor diye olur mu? Dış politika bu ülkenin kurulduğu günden beri hafızasını biriktirmiştir.

“14 MAYIS’TA YAPILACAKSA CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ BEN DE BURADAN İLAN EDİYORUM Kİ 13’ÜNCÜ CUMHURBAŞKANI MİLLET İTTİFAK’ININ ADAYI OLACAKTIR”

İYİ Parti olarak ‘dün bir şey değişti her şey değişti’ diyoruz ya iktidar olduğumuzda Şanlıurfa’mızın imkanlarını, potansiyelini dünyaya duyuracağız. Mayıslar bizimdir. 14 Mayıs’ta yapılacaksa Cumhurbaşkanlığı seçimi ben de buradan ilan ediyorum ki 13’üncü Cumhurbaşkanı Millet İttifak’ının adayı olacaktır. Allah bizleri utandırmasın.”

SMA hastası çocuğu olduğunu söyleyen bir yurttaşın salonun üst katından bağırarak derdini anlatması üzerine Akşener, kendisini kürsüye davet etti, mikrofonu uzattı. Yurttaş, “Urfa’da 4 bebeğiz. Bebeğimiz günden güne ölüyor, ne olur bize bu konuda hassas davranın, empati yapın. Tek isteğimiz bebeklerimizin ölmemesi. Eve gidemiyoruz, evlerimiz bize karanlık” dedi.

Yeniden konuşan Akşener, sözlerini şöyle tamamladı:

“ÇOCUĞUNUN ÖLÜMÜNÜ İZLEYEN BABALARI GÖRMEYEN BU İNSANLARIN HER BİRİNİ 14 MAYIS’TA ATTAYA GÖNDERMEK BİZİM İÇİN GÖREVDİR”

“Artık bunun üzerine söz söylenmez elbette yardım edilecektir ama mesele bununla bitmiyor kurumsal olarak bu işin çözülmesi lazım. İki milyon doları bulamayan bu ülke, vermeyen bu ülke, ama ama ama pudracılara para bulan bu ülke! Beş, on, on beş maaş alan, teknelerinden, 25 yaşını aşmamış, yayıla yayıla sosyal medyadan fotoğraf paylaşan şımarık AK Partililerin çocukları. Hani dindar nesildi ya… Gitmiş, tuhaf pantolonlarla beş bin dolarlık kıyafetlerle, bin dolarlık ayakkabılarla, bu kadar iğrenç kim bilir kaç bin dolarlık kolyeleriyle tuhaf tıraşlarıyla, sakallarıyla sizin gibi atanamamış gençleri, senin gibi gencecik çocuğunun ölümünü izleyen babaları görmeyen, dili lal olmuş, kulağı sağır olmuş bu insanların her birini 14 Mayıs’ta attaya göndermek bizim için görevdir. İnşallah hep beraber göndereceğiz.”

YENİ VİDEO

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, seçimler için partisinin başlattığı lider iletişim kampanyasının yeni videosunu sosyal medya hesabından, “Devlet-millet arasında kurulan güçlü bağı zedeleyen bu merhametsiz yaklaşımı milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz. Çünkü devlete merhamet yakışır” notuyla paylaştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, seçimler için partisinin başlattığı ve “Merhamet” vurgusu işlenen lider iletişim kampanyasının yeni videosunu sosyal medya hesabında paylaştı. Akşener, paylaşımına şu notu düştü:

“Devlet-millet arasında kurulan güçlü bağı zedeleyen bu merhametsiz yaklaşımı milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz. Çünkü devlete merhamet yakışır.”

Lider iletişim kampanyasının yeni videosu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Şimdi birileri çıkıp aç kaldık diyor. Vicdansızlık yapma ne aç kaldın, aç kalan falan yok” sözleriyle başlıyor. Videoda Erdoğan’ın sözlerine hitaben Akşener’in “Çocuğuna ayakkabı alamıyor okula giderken aileler. Kırık buzdolaplarının içinde sadece hoşaf buluyorum” cevabı yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Münevver Karabulut cinayeti üzerine “Kendi başına bırakılan... Unutmayın ya davulcuya ya zurnacıya…” sözlerine ilişkin Akşener’in “Kendi başına bırakılan ya davulcuya ya zurnacıya diyecek kadar merhametini kaybetti. Sadece dilini kirletmedi. Kalbini de öfkesinin esiri etti. Vicdanını da kin karasına boyamayı tercih etti” sözleri yer aldı.

Videoda, Erdoğan’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’inle görüşmesi de yer aldı. Bu duruma ilişkin Akşener’in Uygur Türkleri’yle ilgili “Bunlara sorarsan en büyük Türk, en has Müslüman kendileri. Müslüman Türk’üm dediği için zulüm gören kardeşlerimizi duymuyor, iki laf edemiyorlar. İktidar ve ortakları sussa da biz susmayacağız. Müslüman Türk’üm diye haykıran kardeşlerimizi yalnız bırakmayacağız” sözlerine yer verildi.

Erdoğan’ın orman yangınlarına ilişkin, “Canlılar şöyle yandı böyle yandı. Yangın olur da ormanda canlılar yanmaz mı, sahiplerine hemen ödemelerini yapacağız” sözlerinin ardından Akşener’in “Biz bunları unutturmayacağız. Erdoğan, zaten hiç üzülmemiştin” tepkisine yer verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gazeteci Hasan Öztürk’le yaptığı bir programda Öztürk’ün “Geçen haftaya kadar 2 hayvanım vardı, şimdi bir tane” sözlerine gülerek verdiği “Öldürdün mü?” cevabı da videoda yer aldı.

Videonun sonunda ise Akşener’in şu sözleri aktarıldı:

“Ne lanet bir zamandayız. Her seferinde zulmü gören biz, yanına kâr kalan zulmeden. Böyle bir lanet zamandayız. Ama Allah büyüktür, milletimiz büyüktür. Bunu görüyor ve gereğini yapacak inşallah.”

Ankahaber

akşenerfakıbabaşanlıurfa