Önce İnsan Sonra Haber

Bu rapor normal bir ülkede iddianame yerine geçer..

Deprem öngörüsü yanlışsa 'afete etkin ve zamanında müdahale' planlarının hepsi çöker ve siz depremden sonra plan yapmak zorunda kalırsınız. Bu da 'afete etkin ve zamanında müdahale' için en kıymetli olan ilk saat ve hatta günlerin kaybı demektir.

Gündem 26 Nisan 2023 Çarşamba / 1 yıl önce
Bu rapor normal bir ülkede iddianame yerine geçer..

Ekleyen: Kozmiktürk

HAKAN ŞANLITÜRK Yazdı...

Bursa.. Osmanlı Devletinin ilk başkenti. Türkiye'nin nüfus yoğunluğu açısından ilk 4 şehrinden biri. Marmara'nın da ikinci büyük kenti. Otomotiv, tekstil ve mobilya dendiğinde akla gelen ilimiz.

Bursa, Türk siyaseti için de önemli adresler arasında. İl'den seçilen milletvekilleri siyasette etkinliklerini kanıtlamışlardır. 2023 seçimi ekseninde yeni bir yarışa sahne olan Bursa'da belki de en dikkat çeken isim Ömer Kayır'dır. Kayır, Ankara'nın hatırı sayılır bürokratları arasındadır. Çok sayıda faydalı porojeye öncülük etmiştir. Kayır'ın bürokraside popüler olduğu dönem ise rahmetli Başbakanımız Mesut Yılmaz'la birlikte mesai harcadığı zaman dilimidir. 

Anayol döneminde, Çevre Bakanlığı'nda ayrıca da parlamenter sistemin en üst makamı olan Başbakanlık Müsteşarlığı'nın bir kademe altında Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak hizmet verdi. Merhum Mesut Yılmaz’la yakın çalıştı. 

Ömer Kayır şimdi Memleket Partisi Bursa 2. Bölge 1. sıra milletvekili adayı olarak aktif siyasete soyundu. Bursa, Kayır'a desteğini esirgemezse ondan dolu dolu hizmet alabilir.

Bugün sizlere siyasetin dışında bir çalışmasından bahsedeceğim. Konusu deprem. 11 ilimizi yıkan afetten sonra durumdan vazife çıkaran Kayır geniş kapsamlı bir deprem raporu hazırladı. "Deprem felaketine 'zamanında ve etkin müdahale' sorunumuz" başlıklı çalışmada siyasete girmeden bilimsel olarak yaraya parmak bastılar, çözümler önerdiler. 

Biraz göz atalım: 

*AFAD tarafından K.Maraş, Adıyaman ve Hatay’da şiddeti Mw:7.0’nin üzerinde olacağı hesaplanan depremlerin çoklu fay kırılmasına yol açarak birden çok ili etkileyeceği düşünülmemiştir.Mw:7’nin üzeri şiddetindeki bir depremde çoklu fay kırılmasının gerçekleşeceği ilim dünyasında neredeyse yüzde 100 kesinlikte bilinen bir gerçektir.

*İllerdeki İl Afet Risk Azaltma Planları (İRAP) bir araya getirilerek AFAD merkezde bir incelemeye tabi tutulsaydı birbirine yakın illerdeki tek tek 7.5 şiddetindeki deprem
öngörülerinin bölgesel ölçekli bir depremin işareti olduğu kolaylıkla anlaşılabilirdi.

*Deprem öngörüsü yanlışsa “afete etkin ve zamanında müdahale” planlarının hepsi çöker ve depremden sonra plan yapılmak zorunda kalınır. Yeni müdahale planları hazırlanana kadar olan süreçte afete zaman kaybettirici, etkin olmayan ve hatta yanlış bazı müdahaleler yapılması kaçınılmazdır. Bu da “afete etkin ve zamanında müdahale” için en kıymetli olan saat ve hatta günlerin kaybı ve başarısızlık demektir.

*Son yaşadığımız deprem ülkemizin sismolojik durumuyla ilgili sadece bilimsel çalışmaların ve etüdlerin yetersiz, eksik ve yanlış olduğunu değil, idarenin var olan bilgileri analiz edip gerekli sonuçları çıkaramadığını da ortaya koymuştur.

*Eğer bölgesel ölçekli bir deprem öngörüsü olsaydı illerdeki İl Afet Risk Azaltma Planlarında bu durum dikkate alınarak senaryolar hazırlanırdı. Hiçbir İl Afet Risk Azaltma Planı’nda bölgesel ölçekli bir öngörü ve buna dayalı bölgesel ölçekli senaryo dikkate alınmamıştır. Bölgesel ölçekli bir deprem öngörüsünün bulunmaması telafisi olmayan büyük bir eksikliktir. Başlangıçta yapılan bu hata sonuna kadar devam edecektir. AFAD-RED Sisteminin felaketten sonra göçen bina sayısı, göçük altında kalan insan sayısı gibi simülasyonlarda kullanılıp kullanılmadığına ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Asıl önemli olan AFAD-RED siteminin son depremde bir işe yaradığına dair hiçbir açıklama bulunmamaktadır.

*AFAD ve onun bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı böyle geniş alanı kapsayan korkunç yıkıcı bir deprem olacağını öngörmemişti. Bunu şuradan anlıyoruz ki, deprem sonrasında şaşırmaması gereken deprem bilimciler ve depremle ilgili çalışmaları yürüten yetkililer dahil herkes şaşkındı. İçişleri Bakanının Soylu’nun, “Bizim hazırlığımız İstanbul depremiydi.” demesi bu şaşkınlığın bir ifadesiydi ve idarenin Türkiye’nin güneyinde ve güneydoğusunda 11 ili etkileyen bölgesel ölçekli bir
deprem öngörüsü olmadığını ele vermekteydi.

*Şaşkınlık bu bölgede deprem olmasına değildi. Aslında deprem bilimciler de idare de bu bölgede deprem olacağını biliyordu. Şaşkınlık depremin şiddetin de de değildi. Deprem öncesi yapılan tüm yayınlarda ve raporlarda depremin şiddeti (Mw>7.5) olarak verilmişti. Öngörülmeyen ilk depremin beşli fay kırılması ile yeryüzüne yakın olarak meydana gelmesi sonucunda çok geniş bir alanı yıkıcı bir şekilde etkilemesi ve ardından aynı gün içinde bağımsız ikinci bir depremin olmasıydı.
Öngörüler ve öngörülerin üzerine kurulan deprem senaryoları tek fay kırılmasıyla oluşan, tek ili etkileyebilecek, yıkım gücü ve etki alanı daha az depremler üzerine kuruluydu. Bu öngörüler afet sonrası kurtarma hesaplarının hepsinin yanlış olması demekti.

*Nitekim öyle olmuş, bir ildeki afete destek vermesi gereken yakın illerdeki arama kurtarma ve sağlık birimleri ile o yakın illere destek vermesi gereken diğer yakın illerdeki arama kurtarma ve sağlık birimleri kendileri etkilendikleri için deprem öncesinde öngörülen görevlerini yerine getirememişlerdir. Önceden öngörülemeyen bu durum nedeniyle ülkenin diğer yerlerinden müdahale için başka ekiplerin devreye girmesi de planlanmamıştır. Deprem öngörüsünün ve sonrasında da “afete etkin ve zamanında müdahale” planlarının sağlıklı  olabilmesi için gerekli ilmi çalışma, etüd ve analizlerin zamanında ve doğru olarak yapılması gerekirken bunun yapılamadığı anlaşılmaktadır.

*Bunun önemi şuradadır: Deprem öngörüsü yanlışsa ““afete etkin ve zamanında müdahale” planlarının hepsi çöker ve siz depremden sonra plan yapmak zorunda kalırsınız. Bu da “afete etkin ve zamanında müdahale” için en kıymetli olan ilk saat ve hatta günlerin kaybı demektir.

*Öngörü eksikliği ve yanlışlığı nedeniyle deprem sonrası “etkin ve zamanında müdahale” için önceden yapılan hazırlıklar anlamsız hale geldiği için Türkiye son depreme “etkin ve zamanında müdahale” bakımından neredeyse bütünüyle hazırlıksız yakalanmıştır. Türk bilim ve fen dünyası ile idarenin öncelikle öngörü eksikliğine neden olan yapılmayan, yanlış ve eksik yapılan etüd ve çalışmaların neler olduğunu araştırması, bir daha bu durumla karşılaşmamak için bunları gidermesi gerekmektedir.

*Öte yandan depreme müdahalenin deprem bölgesinden yapılmaya çalışılması yönteminden acilen vazgeçilmesi gerektiği bir defa daha ortaya çıkmıştır. Müdahale merkezi Ankara olarak planlanmalı ve aktif deprem fay hatlarına göre yıkımdan uzak yerlerde bölgesel müdahale merkezleri kurulmalıdır. Sonuç: Sadece idare değil, Türk bilim ve fen dünyası da depremde göçük altında kalmıştır..."

Bunlar 175 sayfalık rapordan bazı önemli kesitler. Kayır, sorumluluk sahibi bir vatandaş olarak bu çalışmayı yaparak yetkili yerlere ulaştırdı. Peki ne mi oldu? Onun ağzından cevaplayalım:

"Deprem raporum hiç değerlendirilmedi. Başbakanlık Kriz Yönetim Merkezi’ni kurdum. Batı Karadeniz Sel Felaketi'ni ve 2 Nato Tatbikatını yönettim. Bunlar (AKP) 2009 da sistemi kaldırdılar. Bu alanda Türkiye de söz söyleyebilecek bir elin parmaklarını geçmeyecek kişiden birisi benim. Siyaseti ve partililiği bırakın. Ülkesine ve milletine karşı sorumlu bir aydın olarak herşey den bağımsız olarak raporu okuyun. Ben hukukçuyum. Bu rapor normal bir ülkede iddianame yerine geçer. Sorumluları da ceza hukuku açısından en ağır cezayı almaktan kurtulamaz.

Deprem dosyasını kapatmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Muharrem İnce Cumhurbaşkanı seçildiğinde ilk işi depremle ilgili devlet soruşturması açmak olacaktır. Ne AFAD, ne Kızılay, ne İçişleri Bakanlığı, ne Milli Savunma Bakanlığı Türk Milletine hesap vermekten kaçamayacaktır."

"Türkiye neden bu halde? Kurumlarımız niye çürüdü?" diye soruyorsunuz ya.. İşte o sorularınıza anlamlı gelecek bir örnek. Ömer Kayır iktidardakilerin bu sorumsuzluğuna öyle üzüldü ki stresten mide kanaması bile geçirdi. Ondaki sorumluluk bilincinin çeyreği şu anda iktidar olanlarda bulunsa o bile yeterdi..

Yazık hem de çok yazık..

ömerkayırdepremraporu