Kıbrıs’ta arayış…

EOKA “kırmızı berelilerinin” fotoğrafını Kıbrıs Türk mücahitleri gibi piyango biletlerine basmak, cumhurbaşkanlığı mesajlarında, ya da Kızılay tarafından kullanmak tabii ki skandal ama hayat ondan ibaret değil. Farkında isek önce bir NATO zirvesi yaşandı. Finlandiya, İsveç üyelikleri üzerinden Türkiye ile Batı arasında oldukça önemli gerginlikler, ciddi diplomatik temaslar yaşandı. Sonra Tahran’da üçlü zirve yapıldı, Rus ve İran liderleriyle Suriye krizi görüşüldü. Arada Ukrayna tahılının dünyaya ulaşımı anlaşması imzalandı; mürekkebi kurumadan Odesa bombalandı.

Kısaca, dünya Kıbrıs’tan büyük ama bu arada Kıbrıs ile ilgili de hareketlenmeler başladı. Crans Montana üzerinden çok sular aktı. Kıbrıs Rum partilerin çok büyük bölümü iki kesimli, iki bölgeli federal çözüm derken, Türkiye ve Kıbrıs Türk liderliği çok uzun zamandır resmen iki devletli çözüm tezini savunmakta. Her ne kadar Kıbrıs Türk sol muhalefeti de büyük oranda federal çözüm talebini dillendirse de, yeni bir görüşme sürecini başlatacak ortak zemin bulunmadığı da artık herkesin dilindeki acı bir gerçek.

Temmuz sonunda bitecek olan Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücünün görev süresini altı aylık bir süre daha uzatılması talebiyle Güvenlik Konseyne bir rapor sunan BM Genel Sekreteri değerlendirmeleri arasında iki tarafa eşit davranma hassasiyeti yanı sıra hiç çözüm çabalarından bahsetmemesi, görüşmelerin yeniden başlaması ihtimaline dahi değinmemesi Rum tarafında kırgınlık yaratsa da, esasta mevcut duruma ayna tuttu Antonio Guterres.

Batılı diplomatlar yakın dönemde Kıbrıs’ta kapsamlı federal veya konfederal bir çözüm sürecinin başlamasının beklenmediğini, iki devletli çözüm konusunun ise “masada hiç olmadığını” vurgulamaktalar. Ancak, aynı kaynaklar Eylül ile Ocak 2023 döneminde adadaki iki taraf arasında “sonuç alınabilecek alanlarda” işbirliği imkanlarının zorlanacağı “güven yaratıcı adımlar” atılmasının ileride karşılıklı çıkar alanlarında işbirliği temelli ancak merkezi yönetimin olabildiğince zayıf olacağı “ademi merkeziyetçi federasyon” çalışmasına imkan verebileceğini vurguluyorlar.

Her iki tarafın da son sundukları güven artırıcı önlemler paketlerini “başlangıç yapılacak kadar karşı tarafa şans vermeyen” ancak “üzerinde çalışılabilecek fikirler” olarak tanımlayan kaynaklar, Eylül-Ocak döneminde küçük de olsa bir fırsat penceresi yakalanabileceğini, ancak bu imkan kaçırılırsa, Şubat 2023 sonrasında adadaki çözüm ikliminin çok daha zor hale geleceği endişesini ifade ettiler.

5 Şubat 2023’de cumhurbaşkanlığı seçimine gidecek olan Rum tarafında seçilecek lidere de bağlı olmakla birlikte uluslararası toplumun mevcut durumda fazla değişiklik olmasını beklemediklerini vurguluyorlar.

Bu adaylardan Nikos Anastasiades’in Demokratik Hareket Partisi (Disi) adayı Averof Neophytou’nun Şubat ayında seçilmesi durumunda olumlu iklimin bir süre daha devam edebileceğini, ancak onun da kısa sürede statükocu kuvvetler tarafından sarmalanacağını ve çözüm istencinin azalabileceğini kaydeden kaynaklar, kendilerini “Merkezin Sütunları” olarak tanımlayan Diko ve Edek partilerinin desteklediği Nikos Christodoulides’in seçimi alması halinde ise çözüm umudunun çok uzun süre rafa kalkabileceği endişesini paylaştılar. Özellikle, Edek’in federal çözümü de reddettiği, mevcut tekil yapıya Türklerin ileri haklara sahip azınlık olarak katılmalarını talep ettiğini hatırlatan kaynaklar, Christodoulides’in seçiminin aslında iki devletli çözümün dünya gündemine taşınması anlamına gelebileceğini ima ettiler.

Akel tarafından desteklenen bağımsız aday Andreas Mavroyiannis’in mevcut şartlarda seçilmesi büyük sürpriz gibi görünse de bir şekilde ikinci tura kalan ikinci aday olur ise ılımlı yapısı ve görüşmeci göreviyle Anastasiades döneminde özellikle Crans Montana döneminde sürece katkıları onu zafere taşıyabilir mi oldukça şüpheli. Yine de George Vassiliou gibi sürpriz bir şekilde seçilmesi durumunda özellikle Ankara ve Kıbrıs Türk görüşmeciler heyetiyle Mont Pelerin ve Crans Montana döneminde kurduğu sıcak ilişkiler olumlu beklentilere fırsat sağlayabilir. Bu durumda 2008-2013 döneminde Akel partili Cumhurbaşkanı Demetris Christofias ile yaşandığı gibi yeterli halk desteği bulabilme sıkıntısı yine yaşanacak.

Elam’ın adayı Christos Christou veya bağımsız aday avukat Achilleas Demetriades’in şansı olmadığından değerlendirme dışı durumdalar.