Mustafa Abi mesleğimizin duayenlerinden. Aynı zamanda benim baş düşmanlarımdan! biri. Zira tavlada kimle oynasam sürekli rakibimden yana oluyor. En büyük tuttkusu yenilmemi görmek ve beni kızdırmak. Cemiyetteki iddialı tavla maçlarının hakemliği de onun sorumluluğunda. Mustafa Abi'ye sorarsanız beni çok sevdiği için daima karşı tarafı tutuyor. 

Size kısaca Mustafa Abi'yi tanıtmak isterim:

Mustafa Salihoğlu 1938 yılında Kilis'te doğdu. İlkokulu Kilis'te okudu. Galatasaray Lisesi ve Gazetecilik Enstitüsü'nde tahsiline devam etti. Fransa ve İsviçre'de Fransız dili ve edebiyatı üzerine çalışmalar yaptı. 1960 yılında basın hayatına girdi. Yarım asra yakın bir süre içerisinde çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürlüğü, yazarlık ve muhabirlik görevlerinde bulundu. TRT Haber Merkezi'nin kuruluşunda yaptığı önemli çalışmalar sırasında "Yılın Yayıncısı', "Yılın Gazetecisi' gibi özel ödüller kazandı. Bu arada Spor Yazarları Başkanlığı ve Gazeteciler Cemiyeti Yönetiminde görevler aldı. Mustafa Salihoğlu basın "Şeref Kartı' hamiline olarak spor tarihi üzerine çeşitli kitaplar yazdı. Cemal Abdül Nasır'ın "Felsefem' adlı kitabını Fransızca'dan Türkçe'ye çevirdi.

Pazar günü hava güzel. Gazeteciler Cemiyeti'nin bahçesinde Mustafa Salihoğlu ile oturuyoruz. Bir süre sonra aynı mahallede oturan Hasan Hoca'yı aradım kahve içmeye davet ettim. Hasan Hoca müsaitti geldi ve sohbete katıldı. Prof. Dr. Hasan İşgüzar eski bakanlardan Hilmi İşgüzar'ın oğlu. Ankara Üniversitesi'nde uzun yıllar görev yaptıktan sonra Bozok Üniversitesi'ne geçti. Şimdi orada Dekan. Hukuk camiasının yakından tanıdığı bir isim.

İki büyüğüm de genç olunca sohbet eskilere kaydı. Osman Bölükbaşı ağırlıklı anılar tazelendi. Öyle güzel anekdotlar duydum ki sizlerle paylaşmasam içim rahat etmezdi.

Başlayalım..

Osman Bölükbaşı Ulucanlar'da hapistedir. Bu sırada oğlu dünyaya gelir. Gardiyan yanına gider ve durumu anlatır. Ailesinin 'ismini ne koyalım?' diye sorduğunu söyler. Osman Bey, derin mesaj taşıyan şu sözleri dile getirir:

"Deniz koysunlar. Bu kadar pisliği ancak Deniz temizler."

CMP'nin başında Osman Bölükbaşı, AP'nin başında da asker kökenli Ragıp Gümüşpala vardır. Bölükbaşı mitingde konuşmaktadır:

"Senin demokrasi çorbasında ne payın var? Demokrasi şapka mı ki gelsin başına otursun."

Osman Bey yine mitingdedir ve bu kez hedefi İsmet İnönü'dür. Sözlerine şöyle başlar:

"Şimdi de gemisini 40 defa karaya oturtan tecrübeli kaptan İsmet İnönü.."

Of meşhur ilçemiz. Bölükbaşı'dan bir Of hatırası:

"Her seçimde bana of dedirttiniz. İnşallah bu sefer oh dedirtirsiniz.."

Merhum Osman Bey rahatsızlanmış, Nümune Hastanesinde yatmaktadır. Doktorlar "tetkik için EKG çekip kalbinize bakalım" derler. Osman Bey'den yanıt, "Evladım ben 40 yıldır bu kalbi bozmadım. Siz gidin kalbi bozuklara bakın.."

Siyaset stres doludur, yorucudur. Hepsinden önemlisi de kalleşliği fazladır. Osman Bey'in de canı yanmış olacak ki içindeki yangını şöyle ifade etmiş:

"Dostlarımı! göme göme bağrım Karacaahmet mezarlığına döndü.. Hep kulağınızı bana, oyları başkalarına verdiniz.."

Osman Bey matematik profesörü idi. Zeki, çalışkan ve dürüst biriydi. "ilmi hesap tahsil eyledik, Türkiye'ye döndük. Siyaset gibi hesapsız işlerle uğraşmaktayız" diyen o güzel insanı hayırla yad ediyoruz. 

Diplomasideki gurur kaynaklarımızdan olan oğlu Deniz Bölükbaşı'da nur içinde uyusun.

Günümüz politikacılarına nacizane önerim merhum Bölükbaşı gibi derinliği olan, naif cümleler kurma becerisi edinmeleri.

Şimdilik bu kadar. Daha sonra anlatacağım ince notlar da olacak. 

Teşekkürler Hocam ve Mustafa Ağabey...