Türkiye'de ekonomik sorunların faturasını geniş halk kesimleri ödüyor. Ekonomiyi bozan, kötü idare eden, sermaye transferiyle küçük bir azınlığı mutlu ederken halkı yerlerde süründüren iktidarın kabahatlerinin faturasını günahsız vatandaşlar ödüyor.

Bugünkü durumu daha açık ifade etmek gerekirse o da, 84 milyon nüfuslu ülkemizde yaklaşık olarak yüzde 90 yüzde 10'a çalışıyor. Başka bir ifadeyle 84 milyonun 76 miyonu tepedeki 8 milyon için hizmetçi olmuş vaziyette. Bu tabloyu yaratan bir iktidarın normal şartlarda halkının yüzüne bakamaz halde olması gerekirdi ama Türkiye'de vatandaşlar sanki afyonlanmış gibi. Bu ağır şartları yaratanları cezalandırmak akıllarından geçmiyor.

Şimdilerde ağır ekonomik tablonun ezdiği emeklilere yapılacak zamlar gündemde. TÜİK'in inandırıcı olmayan rakamlarına göre yüzde 37.5 zam belli oldu. Tabi bunu vicdanlar kabul etmediği için ek zam çalışması yapılıyor. Yüzde 37.5 oranını yüzde 50 yapsalar problem çözülmüş mü olacak? Tabiki hayır. Burada yapılacak şey belli. Hiç olmazsa geçen yaz memurlara yapılan 8 bin 77 lira zammın emeklilere de uygulanması. 15-20 bin liraya çıkan ev kiralarını düşündüğünüzde bu bile yeterli kalmıyor. Emekliler eski Türkiye'de maaşlarının 4'de 1'ini kiraya veriyorlardı. Asgari ücretin 1.5 - 2 katı maaş alıyorlardı. İktidar sayesinde tepetakla oldular. Bu şartları iktidar yarattı. Gereğini yapmak da doğal olarak iktidara düşer.

Emekli zammında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye de iki çift söz etmemiz gerekiyor. Memurlara yapılan seyyanen zam sonrası açıklama yapmış ve aynı paranın emeklilere de verilmesini istemişti. Bahçeli, “8 bin 77 liralık seyyanen artışın kök ücrete aynısıyla emekli maaşlarına yansıtılması beklentimiz ve talebimizdir.” ifadelerini kullanmıştı.

Bahçeli'nin bu talebi o zaman yerde kalmıştı. Diğer bir ifadeyle Erdoğan iktidarı Bahçeli'nin sözünü yerde bırakmıştı. Devlet Bey'den beklenti şimdi o sözünün gereğinin yapılmasını sağlamaktır. 

İKİ FENOMEN

Yerel seçimler ekseninde adaylar belli oluyor. CHP İstanbul'da Ekrem İmamoğlu, Ankara'da Mansur Yavaş ile meydana çıktı. AKP'nin İstanbul adayı olarak Murat Kurum açıklandı. Ankara'da da Turgut Altınok kesinleşti sayılır.

İmamoğlu ve Yavaş CHP'nin yıldız isimleri. İki fenomen. İmamoğlu geçen seçimde çeyrek asırlık AKP hegemonyasını İstanbul'da yıktı. İstanbul'un muhafızı oldu. İstanbullular İmamoğlu'nu sevdi. İmamoğlu zor şartlara rağmen başarılı işler yaptı. Bu seçimde de favori. Murat Kurum ise gücünü Erdoğan ailesinden alıyor. Başka bir özelliği de yok. İmamoğlu'na rakip olması neredeyse imkansız. 

Ankara'da da Mansur Yavaş kök saldı. Melih Gökçek gibi problemli bir başkandan sonra Mansur Yavaş ilaç gibi geldi. Turgut Altınok AKP'nin bulabileceği en isabetli isim belki.. Lakin adaylığı Yavaş'ın kazanmasına engel olamayacaktır. Kanaatime göre AKP Turgut Altınok'u aday yaparak onu Keçiören'den de edecek. Seçim sonunda Altınok'un elinde kocaman bir sıfır kalacak. Kim bilir belki de Altınok'u aday yapanların asıl niyeti de budur.

CHP'nin diğer il ve ilçelerde aday belirlerken çok yanlış kararlar verdiğini geçmişte fazlasıyla gözlemledik. 'Partili' saplantısına kapılıp aynı yanlışları yapmaları muhtemel. Halbuki yerel seçimlerde kazanacak isimlere odaklanmak gerekir. Mesela Denizli'de yıllardan beri AKP kazanıyor. CHP doğru aday bulsa sonuç farklı olacak. Denizli'de doğru aday merkez siyasetten tabanı olan birini aday yapmaktır. Benim CHP'lilere önerim eski milletvekillerinden ANAP Grup Başkanvekilliği de yapmış Beyhan Aslan'ı gündemlerine almalarıdır. Beyhan Bey'i aday gösterdikleri takdirde Denizli'de AKP'nin sırtını yere getirebilirler.

Yine benzer bir durum İskenderun'da geçerli. Daha önce de yazmıştım. 3 dönem ANAP'tan Belediye Başkanlığı yapan Mete Aslan'ı aday yaptıkları takdirde İskenderun Belediye Başkanlığı'nı kazanmaları neredeyse kesin. Bütün bunları değerlendirip sağlıklı karar verebilmek için liderlik gereklidir.