Seçime doğru yol alıyoruz. Hararet daha da artacak. Umarım centilmence, medeni bir yarış gerçekleşir ve milletimiz oylarıyla neticeyi belirler.

Ekrem İmamoğlu'nun Danışmanı Murat Ongun şöyle bir twit attı:

“İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, TRT’de 5 yıldır şöyle bir anı bile olmadı. Dahası da var. TRT’nin tüm kanalları, İBB reklamlarını parasıyla dahi yayınlamıyor. İstanbullular bu adaletsizliğe bir kez daha DUR diyecek.”

TRT devletin, milletin televizyonu. Parlamenter sistem zamanında TRT'de iktidara fazla süreler verilir, muhalefet ise daha azla yetinirdi. Yani bal tutan parmağını yalardı ama insafsızlık boyutunda değildi.

İktidar mensuplarının reklamlarını yayınlayıp, konuşmalarını canlı yayınla aktarırken muhalefete hiç fırsat vermemek AKP ile gerçek oldu.

Yine vatandaşlarımızın liderleri canlı yayında dinleyerek fikir sahibi olduğu tartışma programlarının da AKP döneminde sonu geldi. Türkiye bu eksende en son tartışmayı 2002 seçimi arefesinde Baykal ve Erdoğan arasında izlemişti. Bu gelenek de yıkıldı malesef.

Murat Ongun AKP'nin İBB Adayı Murat Kurum'un projelerini açıkladığı toplantıyı naklen yayınlayan kanalları da şöyle sıralamış:

"Habertürk, CNN Türk, TRT Haber, A Haber, Ülke TV, Tvnet, NTV, Haber Global, Kanal 24, tv100, TGRT Haber ve KRT."

Bu kanallar AKP güdümünde olanlar demek. Ben onca yıldır siyaseti takip ederim. Hiç, Belediye Başkan Adayı'nın toplantısının yığınla kanal tarafından canlı aktarıldığını görmedim.

Yeri gelmişken Murat Kurum'un sözlerine de iki çift laf etmezsem olmaz.

Diyor ki; "İstanbul Vizyonu; ihmal edilmiş bu şehrin kötü gidişini sonlandıracak duruştur."

Murat Bey, Belediye 25 sene AKP'deydi 21 sene de iktidarınız var. Bu 'vizyon' hikayenize nasıl inanalım? 'Onca yılda sorunları neden çözmediniz?' diye sorarlar insana.

İmamoğlu 5 senedir Başkan. Durun bakalım 25 seneyi doldursun o zaman oturur konuşursunuz. Ha o da yetmez tabi. 21 sene de iktidarda hizmet vermesini  beklemelisiniz. O zaman İmamoğlu işini yapmamış olursa oturur hesaplaşırsınız. 

Türkiye'de 'siyasi etik' diye bir gerçek kalmadı. Vatandaşı kandırıp oyunu alma gibi ucuz yöntemler revaçta. Murat Kurum'un, "Mevcut metro hattını 650 kilometreye çıkaracağız. 10 yılda trafik sorununu çözeceğiz. 2 Yakaya 2 Büyük Tünel yapacağız" sözlerini bir yana bırakıp, "5 yılda 39 ilçemizde; yatay mimari eksenli, komşuluk ilişkilerini odağına alan, nüfusu tek bir kişi bile artırmayacak olan tam 650 bin konut inşa edeceğiz" vaadini duyunca insan gülmeden edemiyor.

'Yatay mimari' vaadi hiç inandırıcı geliyor mu size? Deprem toplanma alanlarını dahi inşaata çevirenlere güvenilir mi?

Murat Bey, 'Milyonlarca sığınmacıyı ülkesine dolduran, emekliler başta olmak üzere insanlarını açlığa yoksulluğa sürükleyen, adaletin yerlerde süründüğü, maaşların kiraya yetmediği bir ortam yaratan' iktidarın mensubu olarak bu vaadleri yaparsanız Anadolu'da söylendiği şekliyle, "Kusura bakma da at terli" diye karşılık verirler adama...

Ben bugünden iddia ediyorum; İstanbul'da Ekrem İmamoğlu, Ankara'da da Mansur Yavaş tekrar Başkan seçilecekler...

ERBAKAN SÜRPRİZİ

YRP son seçimlerde Cumhur İttifakı ile beraber olmuştu. Mart'taki yerel seçimde de benzer bir beklenti vardı. Ama konuşmalar, açıklamalar aksini gösteriyor. Dün itibariyle Erbakan'ın Cumhur İttifakı ile uzlaşamadığı haberleri yansıdı. Doğrusunu isterseniz benim gözlemim, "çekişir gibi yaparlar, el altından pazarlıklar yürür, seçmen tabanlarını tatmin ederler,  neticede de anlaşırlar" şeklindeydi. Son dakikada bir gelişme olmazsa yanılmış olacağım. İYİ Parti'nin kendi adaylarıyla yarışa girmesi gibi YRP'nin de tek başına seçime katılması ilginç neticeler doğurur mu? Zaman gösterecek.

İSVEÇ'E ONAY

Neler söylemedi ki iktidar yetkilileri..

Tayyip Bey, şöyle demişti:

"Biz bir kez sokulduğumuz delikten bir daha sokulmayı düşünmüyoruz. Yunanistan'da bunu yaşadık. Biliyoruz ki İsveç de Finlandiya da bize aynı numarayı çekecekler. Niye böyle bir gaflete düşelim ki? Kusura bakmasınlar. NATO'da tam ittifak gerekiyor. Bir ülke 'hayır' derse NATO ittifakı içerisinde ne yapamazlar, o ülkeyi alamazlar. Bizim de şu anda bu konuyla ilgili kesinlikle, bu iki ülke hakkında, hele hele İsveç, kesinlikle tam bir terör odağıdır, terör yuvası. Bunlar silah noktasında yaptırım da uyguladılar bize. Yunanistan'a geliyoruz. Batıya, 400 milyar avro borcu var, hala Batı bunlara silah desteği veriyor. Amerika'nın üs kurmasına müsaade ediyor. Bir taraftan da bizimle görüşmelerinde 'sizinle aramızdaki münasebetleri geliştirmek istiyoruz şöyledir, böyledir' diyorlar. Bunu derken kalkıp Kıbrıs ile ilgili 'iki devletli çözüme olumlu bakmıyoruz' diyor. Senin olumlu bakmadığın şeye bizim olumlu bakacağımızı kim söylüyor. Kusura bakma. Biz de eğer 85 milyonluk Türkiye isek geçmişte bu ülke bu delikten bir kez sokuldu ama bu delikten tekrar bir daha sokulmayı kesinlikle istemiyoruz. Onun için de kararlı bir şekilde bu politikamızı sürdüreceğiz. NATO'ya Finlandiya ve İsveç'in girmesine 'hayır' diyeceğimizi ilgili arkadaşlarımıza söyledik. Yolumuza bu şekilde devam edeceğiz."

Bu sözlerin altına ben de imza atarım. Geçmişten gelen tecrübeler bu haklı tepkiyi verdirmiştir.

İşin şaşırtan yanı dün bunları söylerken bugün tam aksine imza atmak. 

Herhalde bunun makul bir sebebi vardır diye ümit ediyorum...