Türkiye yerel seçimlere can sıkan sorunlarla birlikte ilerliyor. Demografik istila diye nitelendireceğimiz sığınmacı-göçmen problemi en büyük tehditlerin başında geliyor.

Her evde, her kahvede aslında konuşulan başlıklar çok benzerlik gösteriyor. Milletin vekilleri de sokakta, evde, işte konuşulan problemlerin bir kısmını Meclis kürsüsüne taşıyor. Tabi kusurlar, eksikler, ihmaller daima muhalefet vekilleri tarafından seslendiriliyor. İktidar vekillerinin milletin canını yakan sorunları Meclis'te konuşup, şikayet ettiklerini görmek mücize kadar uzak ihtimal. Bu aslında politikanın yanlış işleyişinin de göstergesi. Dilerim yakın zamanda bu durum düzelir ve iktidar-muhalefet vekili ayrımı olmadan milletin problemleri Meclis'te her vekil tarafından konu edilebilir.

AKP'NİN DEMOGRAFİK SUÇU.. 

İYİ Parti Grup Başkanvekili Musavvat Dervişoğlu demografik istila hususunda iktidara ve kötü emelli çevrelere rest mahiyetinde ifadeler kullandı. İşte o sözler:

" Ak Parti hükûmetlerinin bilinçli politikalarının doğal bir sonucu olarak Türkiye şu anda dünyada en fazla sığınmacı ve kaçak barındıran ülke konumuna getirilmiştir. Türkiye aslına bakarsanız taammüden bir hendek ülke konumuna taşımıştır ve şimdi, gelinen noktada, bu apaçık demografik istilaya karşı çıkanlar Türkiye'de sığınmacı ve kaçakların sebep olduğu adli vakaları haber yapanların tutuklanmasına vesile olabilecek birtakım olayların da yaşandığı görülmektedir. Sınırlarımız yolgeçen hanına döndürülmüş, ülke sınırlarından geçen sığınmacılar ve kaçaklar sokakta yaşamaya ve keyif çatmaya devam ediyor ama bunu haber yapan gazeteciler de tutuklanıyor, gazetecileri ilzam ederek 10 milyonu aşan sığınmacı ve kaçak varlığıyla Türkiye’nin ve Türk milletinin başına açtığı gailelerin sorumluluğundan kurtulamayacağınızı artık idrak etmenizi istirham ediyorum. Gerçekler ortadadır; Türk kimliği ve Türkiye’nin ulus devlet hüviyeti varoluşsal bir demografik riskle karşı karşıyadır. İYİ Parti olarak milletimize söz veriyoruz, millî göç doktrinimiz çerçevesinde Türkiye'de ne kadar kaçak ve sığınmacı varsa hepsini kendi vatanlarına geri göndermek için ne gerekiyorsa gerçekleştireceğiz. Türk milletinin bugününe ve istikbaline kurulan bu pusuya asla ve kata müsaade etmeyeceğimizi ifade ediyorum."

***

DEVLET VE TEFECİLİK!

Fındıkta şikayetler hiç bitmiyor. Türkiye'nin bu stratejik ürününde kaymağı üreten yemiyor maalesef. Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Tarım Bakanına seslenerek şöyle dedi:

"Toprak Mahsulleri Ofisi açıkça suç işlemektedir; haftalar önce aldığı fındığın ücretini hâlâ üreticiye ödememiştir. O gün fındık 83 TL’ydi, bugün 100 TL’nin üzerine çıkmıştır. Ya üreticinin parasını ver ya da üreticinin fındığını geri ver. Devlet tefecilik yapar mı? Borçlar Kanunu’na aykırı bir durumdan bahsediyoruz. Hâl böyleyken, şimdi bir de duyduk ki Toprak Mahsulleri Ofisi piyasaya piyasa fiyatının altından fındık sürmektedir. 20 TL, 30 TL aşağıdan bahsediyorum. Eğer itiraz gelirse bunu kimlere hangi fiyattan verdiğini de açıklarız. Bu şekilde hem üreticinin aleyhine hem de Türkiye’nin aleyhine çalışmaktadır. Toprak Mahsulleri Ofisi kime hizmet etmektedir? Sınırların dışında düşman aramaya gerek yok, bu kadar üreticinin ve Türkiye’nin aleyhine bir durum varken sınırların dışında düşman aramaya gerek yok."

***

ÇOCUKLAR OKULLARDA AÇ

Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlu gençlerin dertlerine değinirken sözleri şöyleydi:

"Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını tamamladığımız bugünlerde yeni yasama yılımızı açarken cumhuriyetin emanet edildiği gençler umutsuz, cumhuriyetin birey olarak kabul edip haklarını tanıdığı kadınlar kaygılı, cumhuriyetin çocukları okullarda aç. Bütün bu yakıcı sorunlar dururken, emekliler geçinemezken, her gün ev sahibi-kiracı kavgaları yaşanırken bir avuç gerici, Taliban zihniyetli çıkar grupları her gün kadınlara ve haklarına saldırıyor. Artık kadının okumasına, çalışmasına, doğurmasına, kılığına, adına varana kadar fütursuzca yapılan bu sözlü ve fiilî saldırılar hiç kuşkusuz ki siyasetten güç alıyor."

***

EMEKLİLERİN DURUMU VAHİM

CHP'li Kırşehir Milletvekili Metin İlhan da emeklilerin vahim durumuna dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

"Kırşehir başta olmak üzere birçok ilde halkla sürekli iç içe bulundum. Ülke yönetimine dair birçok sorun var çözmemiz gereken ancak emeklilerimiz gerçekten de çok ama çok kötü durumda. Emeklilerimiz açlık sınırının altında bir hayatta yaşamaya çalışırken Hükûmetin 25 bin iken güncellediği 15 bin dolar hayaliyle milletimizi uyutmaya çalışması abesle iştigaldir. Bir emekli maaşı ev kirasının altında olabilir mi, bu nasıl bir vicdansızlıktır! Biz Türk halkının temsilcileri olarak yüce Mecliste bulunuyorsak ve bu sorumluluğu almışsak bir kişinin tasarrufunu beklemeden emekli maaşlarında en az 10 bin lira artış sağlamamız gerekmektedir. Bu, emeklilerimize sunacağımız bir lütuf da değildir; sadece, onlara hakları olanı vereceğiz, hepsi bu. Parti ayrımı gözetmeksizin ifade ediyorum, inanın bu sorun sosyal bir travmaya dönüşmek üzere. O sebeple, ocak ayını beklemek, birçok aile dramını ülkemize yaşatacaktır."

***

KOKARCA ZARARLISI

MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk'ün kokarca zararlısı eksenli uyarısı da dikkat çekici. Şanlıtürk'ten dinleyelim:

"Ordu ilimizin sahil kesimlerinde, özellikle Fatsa başta olmak üzere Gülyalı, Altınordu, Perşembe ve Ünye ilçelerimizin sahil kesimlerinde yoğun miktarda kahverengi kokarca zararlısı görülmektedir. Bölge âdeta kokarcalar tarafından istila edilmiştir. Kahverengi kokarca, mücadele edilmediği takdirde bir yılda 200 kat üreme potansiyeline sahip bir zararlıdır. Bölgemize Gürcistan’dan geldiği düşünülen bu zararlı, başta fındık ve kivi olmak üzere her türlü sebze ve meyve bitki örtüsüne zarar vermektedir. 2023 yılının yağmurlu geçmesi nedeniyle fındık kurdu ilacı atılamadığından bölgede bu kokarca popülasyonu artmıştır. Başta valiliğimiz ve il tarım müdürlüğümüz olmak üzere ziraat odalarımız, vatandaşlarımız bu konuya duyarlıdır."

**

SOYSUZA LANET

İYİ Parti Hatay Milletvekili Şefik Çirkin kamuoyunda tepki çeken sözlerin sahibi densiz İmam'a tepkisini sert şekilde ifade etti:

Hatay halkı olarak bir ızdırabımızı da buradan ifade etmek istiyorum: Bir meşhur imam var. Bu imam Hatay’ın ana vatana ilhakından sonra Hatay’ın aslında bir Türk ili olmadığını, ana vatana ilhakından sonra da ezan meselesine temas ederek ezanın Türkçe okunmasına başlandığını ve zulüm görüldüğünü yani ilhakın bir zulüm olduğunu ifade etmişti. Tabii, ezanın Hatay’da ilhaktan sonra Türkçe okunduğuna dair hiçbir kayıt yok ancak bu imama gereken cevap verilmediği için bu adını zikretmekten imtina ettiğim imam en son dedi ki: “Hatay’daki ölüler, cenaze yıkama sırasında bunların hepsi kokuyordu, bir tek kişi kokmadı, o da bir Suriyeli çıktı. Sebebini sordum çünkü bu Suriyeli çok Müslüman, çok inançlı bir adammış. Değerli arkadaşlar, bu soysuzu buradan lanetliyorum."